28 Aralık 2012 Cuma

Dükkan Kazan Ben Kepçe-TAHMİN EDİLEMEYEN KELİMELER

Osmanlıca okumasını bilenler bilirler, en zor okunan kelimeler en tahmin edilemeyenlerdir.  Osmanlıca sessiz harflerle yazılır.  Tabii vav gibi, elif gibi sesli sayılan harfler yok değil ama genellikle harfler sessiz harftir.  Yani bir nevi yeni neslin mesajlaşması, internet üzerinden yazışması gibi.  Slm yazınca herkes onun selam olduğunu bilir ya, onun gibi.  İş böyle olunca insan bilmediği bir kelime ile karşılaşınca, hele hele o kelime uzun olunca baya bocalıyor.  Üstüne bir de kelime ecnebice bir kelimeyse yandınız.

Aynı şu yukarıda gördüğünüz kitabı elime aldığımda yandığım gibi.  İlk kelimenin harfleri ELİF-Y-N-Ş-T-ELİF-Y-N.  Okumaya çalışıyorum, mümkün değil bir anlam çıkartamıyorum.  Aynışetayin mi, Ayinşittayin mi işin içinden çıkamadım.  Kelimeyi de bilmiyorum.  Sözlüğe baktım, sözlükte böyle bir kelime yok.  Epey bir uğraştıktan sonra, Osmanlıca karşılaşmayı umduğum son kelimeyi söktüm:  Einstein!  Kitabın adı da EİNSTEİN NAZARİYESİ!


Hatta kitabın tam ismi: EİNSTEİN NAZARİYESİ, Mekan, Zaman ve Kütle Mevhumlarının Tebeddülü.  Kitabın yazarı Mehmed Refik, ileride harf devriminden sonra Fenmen soyadını almış.

Kitap 1340, yani 1924 tarihli.  O dönemde izafiyet teorisi ile ilgili bir kitapla karşılaşmak, hele hele yazılı kelimenin Einstein olabileceği hiç mi hiç aklınıza gelmiyor.
Kitap toplamda 72 sayfa.  İçinde şekiller, resimler var. Hatta Einstein'in da bir resmi var.
  

Daha dilini çıkartmaya başlamadan önce.  Bilgi de şöyle verilmiş:  "Musevi bir Alman ailesine mensup olan Aynştayn elyevm (yani bugün) 45 yaşındadır.

Kitapta izafiyet teorisi detayıyla açıklanıyor.



1924 yılında kitap ikinci baskısını yapmış, ilk baskısı 1922 tarihli.  Yani 1920 li yıllarda, bilime verilen değer insanı imrendiriyor.  Yine hatırlatmadan edemeyeceğim.  Savaş yıllarında, yokluk içersinde bilimsel çalışmalar son gaz devam edip, bir de bunlar yayınlanıp ikinci baskı yapabiliyormuş.  İnşallah o günlerimizi mumla aramayız.


2 yorum:

  1. Sizinle aynı fikirdeyim Çiğdem hanım,umarım aramayız.Ama malesef Türkiye'de bilimsel yayınların durumu ortada.Bilime ve bilim insanına verilen değer artmadan bu yayınların artacağını da sanmıyorum.

    YanıtlaSil
  2. Bu durumda biraz daha beklememiz gerekecek demek ki. Ama olsun zaman da izafi bir kavram. Bir bakmışız "biraz" bize az, başkalarına çok olmuş.

    YanıtlaSil